17 Eylül 2017 Pazar

İLK OKUL GÜNÜ

Şimdi okullu olduk sınıfları doldurduk sevinçliyiz hepimiz yaşasın okulumuzzzzz......
Ve evet şu an şu durumda okulların açılması beni zerre ilgilendirmiyor. Oğlum büyüyene kadar da sanırım pek ilgilendirmeyecek. Ama bu sabah servis beklerken öyle özendim ki o formaları giyip çantalarını sırtlarına takan öğrencilere. Sonra düşündüm nereden başlamak isterdim ilkokul ortaokul lise üniversite ?
Sanırım bugün yine ve yeniden üniversiteye başlamak isterdim. Aynı günleri  tekrar yaşamak da güzel olurdu bu aklımla yepyeni bir üniversite yaşamı da. İşte tam da bu noktadan yola çıkarak sana üniversitede ki ilk günü mü anlatmak istedim sevgili okur sahi sen şimdi nerede olmak isterdin senin ilk günün nasıldı ?


Benim ilk günüm baya zorluydu.

Yurtta uyanmak yeni bir insanın seninle birlikte aynı oda da dolanması aynı banyoyu kullanmanız hazırlanıp birlikte çıkışımız zaten öyle tuhaf hissettiriyor ki insana. Böyle kafan bulanık gibi flu yaşıyorsun yani. Neyse bir telaş çıktık yurttan, Üniversiteye geldiğimiz ilk gün almıştık otobüs kartlarımızı. İlk gün diye birinci sınıflar doldurmuş otobüsleri tıklım tıklım.Herkes heyecanlı telaşlı. Birde bir parfüm kokusu anlatamam herkes düğüne gider gibi giyinmiş süslenmiş. Bazıları sessiz sessiz etrafı izlerken  bir hafta önce gelip kaynaşan tipler de muhabbet ediyorlardı. İlk gün muhabbetlerini hiç unutmam çünkü her yıl ilk gün birinci sınıflar hep aynı sohbeti yapıyorlar :)
Muhabbetler şu şekilde seyir ediyor
. -Oğlum havuz varmış yazılalım hafta da bir gideriz. ( Hiç bir zaman gitmediler.)
- Ya çok güzel gruplar var katılalım. ( İki kere toplantısına gitti bir daha hiç uğramadı.)
- Bahar şenliklerinde çadır kuruyorlarmış kurarız düşünsene ( Düşünemedi ! )
Üniversitede kampüse otobüsler girdiği için kart kontrolünü otobüste yapıyorlar. Otobüs üniversitenin kapısında duruyor, Güvenlik görevlisi içeri girip elinde bir cihazla kartlarımızı kontrol ediyordu. Kartı olmayanları da aşağıya indirip güvenlikte kontrol ediyorlar öğrenci mi değil mi diye.
Neyse otobüsün uğradığı 2. durak bizim fakülteydi. Bir de ufak bir not ramazan aynın son günleriydi benim okulda ki ilk günüm. Bir de hava nasıl sıcak nasıl sıcak anlatamam. Fakülte o kadar boş ki in cin top oynuyor diye bir laf var benim durumuma cuk oturuyor.



Bir şekilde kendi bölümümü buldum ama ne hoca var ortada ne de bir öğretmen. Sonradan öğreniyoruz tabi üniversite de ilk hafta pek dersler olmazmış, acemilik işte. Sonra bir hayal kırıklığı ile yürürken benim gibi bir kaç kişiyi daha gördüm ve tanıştım meğer benim sınıf arkadaşlarımmış. Bazıları aileleri ile gelmişler. Ne bileyim yakıştıramıyorum üniversiteye anneyi babayı. Bırakın da biraz çocuklarınız özgür olsun. Neyse kantine geçtik biraz oturduk telefonlarımızı falan verdik birbirimize. Sonra öğleden sonra ders programı verilecek bekleyin dediler başladık biz de beklemeye. Artık öyle susadım ki anlatamam Allah'tan rüzgar bol. Gölge ve rüzgar alan bir yer buldum etrafı izlemeye başladım. Çoğunluk oruç tutmuyordu. Tüm gençlerin elinde kolalar sular. Allah'ım resmen beni sınıyor yani. Çok şükür öğlen oldu da ders programını alıp yurda döndüm.
Hemen iftara kadar uyudum. Uyanınca ilk işim koşup marketten kola almak oldu, iftarda da kana kana içtim normal de de fazla kola tüketen biri değilimdir.
İşte benim ilk gün hüsranım :)
Yani demem o ki aman üniversite canım üniversite deyip beklentinizi yükseltmeyin.
Huzurla ve hoşça kal sevgili okur.

12 Eylül 2017 Salı

O YAZ

Neredeydim nerelere geldim... Ama en önemlisi işte geldim buradayım pek sevgili okurcum !
Bitti..
Her yaz gibi bu yaz da bitti...
Bir ince keder bırakarak gitti...
O zaman Hoş geldin en romantik ay Eylül...
Nasıl mı geçti koca bir yaz...

Hazır mısın al çayını kahveni eline koca bir yazın dedikodusunu yapalım birlikte sevgili okurcum...


Artık gittikçe bahara doğru kayan Ramazan ayının telaşı ile geldi 2017 yazı. Bu ramazan hepsinden ayrı hepsinden zordu benim için. Hem bebek hem sahur hem iftar gerçekten bir arada olmuyormuş olsa da hep bir tarafı yarım kalıyormuş onu anladım. İftar saatine yakın gerçekten pilim bitmiş oluyordu. Ama olsun du yine de çok güzel bir ramazan geçirmiştikdi. Haziranda iyice ayaklanan pek sevgili oğlum hiç yerinde durmamaya söz vermişti sanki :) Ömrüm sanırım hep böyle geçecekti ve bu daha fragmandı !!!
Bu yıl ailemizin ilk kaybını yaşadık...
Ölüm bizim ailemizin de kapısını ansızın çaldı. Dedem nur içinde yat umarım bir gün tekrar birlikte olacağız...
Hüzünleri bir kenara bırakarak hemen yaz dedikodularına devam ediyorum. Çünkü yazlar hem mutlu hatırlanmalı eminim dedem de öyle isterdi...
Yaz devam ederken ilk çocuklu tatilimizi yolculuğumuzu yaşadık daha fazla detay için Tık Tık
Sonrasında eve dönüş ve yine metropole alışma evresi hop ne olduğunu anlamadan tekrardan bir aile tatili daha... ( Çok alıştık yola galiba :D )
Sonrasında 1 yaşına giren sevgili oğlum :) Doğum günü yapmama kararını çok önceden almıştım zaten kendi aramızda bir pasta üfledik garibimin ondan bile haberi yoktu :)
Yine yeniden eve dönüş işler güçler her pazar bol koşturmalı park günleri derken oğlum yürümeye başladı :)
Bu sefer fragmanın gerçekten bittiğini anladım ve sürekli bir koşturma halinde yaşamaya başladım :)
Yine gezmeler tozmalar oğlumun otobüs minibüs ve taksi maceraları. Akşam gezmeleri alış verişler... Ve hop geldi mi kurban bayramı...
Zaten telaşlı ve yoğun geçen yaz ayları bayramlarla birlikte ışık hızına çıktı. Ne zaman başladı ne zaman bitti anlamıyorum bile. Kurban bayramları hele benim için ekstra ekstra yoğun. Çok şükür bu bayramda kurbanımızı kestik ve yine ışık hızında böl parçala dağıt ayıkla ( bunlar bir gün içerisinde oluyor ) ve hemen eve gel bavulu hazırla hop memleket yollarına düş. Eşimin ailesi her yaz memlekette oldukları için kurban bayramı geleneği haline geldi biz de memleket yolları... 
Eh çocuk ve köy ikisi bir arada bir nebze daha kolaymış çünkü bildiğiniz saldık oğlumu bahçeye toprakla mı oynamadı toprak mı yemedi düştü kalktı gönlünce eğlendi. Şimdi bir de işin arka planını anlatıyorum. Bakınız; sevgili gelinler mutfakta kahvaltı hazırla topla bulaşık yıka öğlen bir şeyler hazırla giyin hazırlan dışarı çık gez gel akşam yemeği hazırla bulaşık yıka yatakları aç ( oğlum için yaptıklarımı hiç yazmıyorum bunu siz de kaldıramazsınız ) uyu ve kapanış !
Bütün yorgunlukları bavula at ve işte yeniden metropol... 
İş ev oğlum eşim ailem arkadaşlarım derken bir yazı daha geride bırakmışız yine hiç bir şey anlamadan...
Kadın olmak ne zor be sevgili okur....Hem de her dönemde her yer de her koşulda zor... Allah hepimizin yardımcısı olsun ve kolaylık versin inşallah.
İşte böyle be sevgili okurcum yaz bitti ya şimdi oturdu içime bir hüzün umarım kış çabuk geçer :D bu söze alış derim çünkü her yazıma ekleyeceğim :D 
Umarım oralarda her şey yolundadır... Hoşça ve huzurla kal...

Çok küçük bir not : Fotoğraflar bana ait :)

24 Ağustos 2017 Perşembe

NASIL ŞAL / EŞARP ALINMALIDIR ?

Ay başlık benim gibi acemi biri için pek afilli olmadı mı sevgili okurcum ?
O zaman güzel bir merhaba yazın bitmesine günler kala sevgili okur. Bendeniz henüz pek acemi olmakla birlikte yeni tesettüre girmiş biriyim. Gerçi neredeyse 1 yıl olacak ama 1 yıl bile acemilik rütbesi için yeterli.
Giyim kuşam konusu ülkemiz de gerçekten bir tabu ! Her kim istediği gibi giyinse kıyamet kopuyor. O neden bikini giydi diye yargılayan var o neden çarşaf giyiyor diye yargılayan da ! Bu yüzden bu derin sularda fazla çırpınmadan kendimi kıyaya atıyor. Herkes kimsenin şeyine karışmasın deyip konuyu toparlıyorum.
Tabi ki tesettürün kuralları maneviyatı itibari ile dikkat çekmemek önemli bir unsur. Fakat içimizde ki kadın dur durak bilmiyor. Bu konularda da yorum kabul etmeyip şu tesettür alemine giriş yaptığımdan itibaren edindiğim ufak tecrübeleri paylaşmak istiyorum.
Yeni tesettüre girecek arkadaşlara en büyük sözüm içinizden geldiği için bu yola girin çünkü başka türlüsü yama gibi oluyor.
Olmuyor dikiş tutmuyor.

Şimdi gelelim ilk şal ve eşarp alışverişime. İlk aldığım şal rengi tabi ki siyahtı. Mutlaka ama mutlaka olması gerekiyor. Ve her ne kadar çok çok pahalı olsa da (ki ben ilk fiyatlarını duyduğumda bildiğiniz şoka girdim ) ipek şalları tercih edin. Ben sevgili ben hemen taftaya koştum 20 liralık 30 liralık şallar aldım sonu hüsran oldu :( bir türlü kafamda durmuyor. Sürekli hışır hışır hiç bir şey duyamıyorum. Zaten yeni kapanmışım zor bir süreçten geçiyorum ki burada 27 seneden bahsediyoruz. Bu yüzden ipekten şaşmayın çünkü diğerleri gerçekten çöp oluyor :(


Ve bunu tabi ki kendim fark etmedim arkadaşlarımdan duydum. İpek şal diye bir şey olduğunu bile bilmiyordum. Neyse ikinci temel rengimiz bordo. O kadar kurtarıcı ki. Özellikle kış mevsiminde ki koyu renklere çok uyuyor.


Lacivert gelecek tabi ki siyah kadar asil olmasa bu da bir olmaz sa olmaz. Yine hayat kurtarıcı olanlardan.

Gri ! O kadar çok renkle uyuyor ki sen bile şaşırıyorsun. Ve yine çoğunlukla kış mevsiminin kurtarıcısı oluyor.


Tabi ki Pembe yani bana daha çok somon rengi gidiyor. Esmer arkadaşlara tavsiye ediyorum. Bu da yaz mevsiminin kurtarıcısı.


Ve gönlümün efendisi ipek evi şalları şunların güzelliğine bakar mısınız. Bir de ayrıyeten fiyatlarına bakmanızı rica ediciğiiiiim !!!! Onlar da daha muhteşem çünkü :(





Eşarp konusuna gelince tabi ki o ucuz durumunu eşarpda da yaşadım. Fakat yine duyumlarımdan hareket edersek ipek eşarp değil Twill eşarp kullanmalıymışız. Çünkü ipek eşarp bağlaması çok zor tecrübe ile sabit. Allah razı olsun bu konularda beni aydınlatan çok insan oldu da çok fazla zorlanmadım. 1 yılın sonuna doğru adım adım her şeyi öğreniyoruz.

Eşarp alırken de yine yukarıda verdiğim renkleri arka plan olarak kullanırsanız üzerine bir sürü renk seçip farklı kıyafetler de kolaylıkla kullanabilirsiniz.

Şal ve eşarp bağlamayı da youtube sağ olsun oradaki videolardan öğrendim. Deneme yanılma kendime en yakışan bağlama şeklini seçtim. Yok topuz şöyle olacak böyle olacak daha oralara kadar gelmedik öğretmenim. Ben bildiğiniz hazır boneler den kullanıyorum çok rahat oluyor. Benim gibi üşengeç bir insan bir de topuzla asla uğraşamazdı :)

İşte böyle sevgili okurcum umarım bir nebze de olsa sana yararım dokunmuştur. Hoşça ve huzurla kal oralarda.

Çok dip not: Butiklerden alışveriş yaparken dikkat edin çok fazla kişiyle pişti oluyorsunuz bu da tecrübe ile sabit :(

Bir not daha : Resimdeki şallar Aker ve İpek Evidir.

23 Ağustos 2017 Çarşamba

OKUDUKLARIM / JANE GREEN

Merhaba pek sevgili okurcum. Okuduklarım serisine bir yazı daha ekliyorum o zaman. İşte karşınızda beni çoğu kitabı ile keyiflendiren şu fani dünyadan uzaklaştıran kadın Jane Green.
Sevgili Jane ile ilk tanışmamız sizin tüm marketlerde benzin istasyonlarında dikkatli bakarsanız göreceğin hatta görmüş olduğun Sahildeki Evimiz kitabı ile oldu. Ben Üniversitenin kütüphanesinde dolanırken rast geldim ve itiraf edeyim yazı çok sevdiğim için ismi direk dikkatimi çekti ve bu yüzden okumaya başladım. Ve ve bayıldım çok eğlenceli bir kitaptı ve böylelikle diğer kitaplarına merak salmaya başladım. İşte severek hatta pek çok severek okuduğum Jane Green kitapları :
* Sahildeki evimiz
* İkinci Şans
*Bay Belki
* Cuma Kızı
* Tanrım Keşke İncecik Olabilseydim ( şiddetle tavsiye !!! )
* Kitap Kurdu Sevgilim



Favorilerim:
* Sahildeki Evimiz
* Tanrım Keşke İncecik Olabilseydim



İşte sevgili okurcum romantik kitaplar seninde favorilerin arasındaysa Jane Green tam sana göre. Hoşça ve Huzurla kal oralarda...

22 Ağustos 2017 Salı

FIRINDA TAVUKLU MAKARNA

Merhaba pek sevgili okurum. Bu kız gezdiğini okuduğunu gördüğünü duyduğunu yazıyor da yediğini neden yazmıyor diyorsan hemen okumaya devam etmelisin !
Makarna her zaman en favori yemeklerim arasında. Hep değişik tariflerle farklı tatlar arayışındayım. onedio sağ olsun farklı makarna tarifleri ile beni mest ediyor. İşte sana deneme yanılma yöntemi ile bulduğum enfesto bir tarif paylaşacağım lütfen kağıdı kalemi hazırlayalım :) Not tabi ki ben öyle profesyonel değilim sadece sevdiğim için paylaşıyorum :)

Çok küçücük bir not daha: Tarif 2 kişilik çok zorlarsak 3 kişiliktir :)

* Yarım paketten az spagetti
* Çeyrek kuşbaşı doğranmış tavuk göğsü
* Bir kutu sıvı krema
* Beşamel sos için - bir yemek kaşığı margarin -Dolu dolu bir yemek kaşığı un - Bir çay kaşığı tuz - Bir su bardağından az bir şey fazla süt
* Tuz
*Yağ
*Üzeri için rendelenmiş kaşar Peyniri

---Başlayalım Önce makarnayı haşlayalım.


---Kenarda ayrı bir teflon tencerede tavuk göğsünü suyunu çekene kadar pişirelim.


---Ve apayrı bir tencerede beşemal sos için yağı eritelim ve unu yağı çekene kadar karıştıralım sonra tuz ekleyelim ve sütü ilave edelim çırpma teli ile kaynayana kadar karıştıralım. Kaynadıktan sonra altını kapatalım.


---Haşlanan makarnaları önceden yağlanmış fırın kabına alalım.

--- Üzerine kremayı ve tavuk göğsünü ilave edelim ve karıştıralım.


---Daha sonra üzerine beşamel sosu dökelim ve iyice yayalım.


---Ve son olarak da rendelenmiş kaşar peynirini ilave edelim.

---Üzeri kızarana kadar 180 derece ısıtılmış fırında pişirelim. Şimdiden afiyet olsun. 




Umarım tarifimi beğenirsin sevgili okurcum. Hoşça ve huzurla kal oralarda ....

18 Ağustos 2017 Cuma

OKUDUKLARIM / GİZLİ BAHÇE 1-2

Merhaba pek sevgili okurum. Okuduklarım yazısını sevdim sanırım ve devamı de gelecek gibi görünüyor. Bu okuduklarım yazımızda eskilerin çetin korecanı ben gizli bahçe yani Secret Garden dizisinin kitap haline getirilmiş senaryosunu okudum. Korecen beni tanımak için tık tık.
'Secret garden' her zaman favori kore dizilerim arasındaydı malum çocuk çoluk bu ara hiç dizi izleyemiyorum bu yüzden bu kitaplar bana ilaç gibi geldi. Tekrar tekrar izliyormuş gibi oldum. Bildiğiniz dizinin senaryosu eksiği var fazlası yok. Eksiği ne mi o çok sevdiğim tekerleme yok mesela veya kim Joo Wan nın o muhteşem ! esprileri yok :( Pijama yok ya o bilmem kaç para değeri olan hem de :)

Dediğim gibi okumak isteyenler diziyi tekrardan izliyormuş gibi hissetmeye hazır olsunlar. Bence kitap olarak okumakta güzel çünkü diziyi izlerken esas olaylara o kadar çok dikkat ediyoruz ki ayrıntılar arada kaynayıp gidiyor. Kitap ayrıntılara da yer veriyor kitap sözlerine alıntılara... Hepsini sindire sindire okuyabiliyorsun. İşte böyle sevgili okurcum yine güzel bir cuma gününden sesleniyorum sana umarım çok keyifli bir hafta sonu geçiririz. Hoşça ve huzurla kal...

11 Ağustos 2017 Cuma

OKUDUKLARIM / HEİDİ

Okuduklarım serisi ile yola devam ediyorum sevgili okurcum. Bu arada nasılsın ne var ne yok. Sence bayram 10 gün tatil olur mu ne diyorsun bu konuda umarım olur. Ne olur olsun teşekkürler :)
Buralarda yeni yeni yürüyen bebiko ile başa çıkmaya çalışan bir acemi anne var. Gerisini anlatmıyorum tamamen senin hayal gücüne bırakıyorum...
Gelelim bugün ki okuduklarım köşesine. Ben de her doksanlarda çocuk olanlar gibi deli çizgi film izleyerek büyüyenlerdenim. Favorilerimden biri de Heidi'di. İnstagramda dolanırken bu kitaplara çok rastladım. Ve hemen siparişimi verdim.


2 cilt halinde olan kitapların kapak desenleri harika.Bildiğiniz çizgi filmin kitap versiyonu fazlası var eksiği yok. Hatta Heidi'nin lise çağları evliliği bile var. Yani cevapsız soru bırakmıyor. Şöyle ki daha çok genç kızlara hatta lise belki orta okuldaki kızlarımıza hitap ediyor fakat benim ruhum genç olduğu için seve seve okudum. Okumak isteyen olursa da ben gayet eğlendim umarım siz de eğlenerek okursunuz. Ve buradan yetkili mercilere sesleniyorum aynı şekilde Şeker kız Candy'nin ve Yıldız Savaşçılarının da kitaplarını istiyorum lütfen!!!
Hoşça ve huzurla kal sevgili okurcum...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...