Bunca zaman geçmiş mi gerçekten blog yazmayalı...
Okudum durdum her gün bakındım ama yazmak bu sıralar kendimce cesaret işi...
Merkür retrosu mudur mars mıdır bilmem ama keyfim pek kaçık :(
Saçma sapan insanların hayal dünyaların uydurdukları şeyler yüzünden huzursuzuz ailecek. Bazı insanlar var gerçekten mutluluk sevmiyorlar. Mutlu insana tahammülleri yok hemen bir huzursuzluk yaratalım diyorlar. Bu sefer ki kurbanları da biz olduk...
Onlara verdiğin onca sevgi güven bir anda yerle bir oluyor.
Kafan karıştı değil mi sevgili okur benim de kafam çorba zaten.
30 yaşıma bir hafta kala depresif hava hakim buralarda. Oysa güzel zamanları geri de bırakmıştım. Aşırı koşturmadan uğrayamamıştım bir ara...
Gökçeada ile kavuşmuştuk mesela... İlk defa ayağım suya değmişti. İlk kalabalık aile tatilimizdi. Sonra Keremikomuz iki olmuştur. Yine aile arasında küçük bir kutlama yapmıştık...
Bolca güneşin ve yazın tadını çıkarmıştık ormanlarda koşturup durmuştuk. Sanırım koronanın en güzel yanı bizi açık havaya salması oldu.
Bu ara bolca vaka duyduk etrafımızda bitmiyor... bitmek bilmiyor... :(
Umut hep var biliyorum ama depresif olunca pek uğramıyor düşüncelerime...
Öyle böyle işte sevgili okurcum.
Umarım oralarda her şey yolundadır.
Hoşça ve huzurla...

